Sacred Voyage

Hayatimin neredeyse yarisi uzun gece otobuslerinde gectigi icin, biletleri hemen, dusunmeden cok oncesinden kestik. Yorucu gececegini dusunen sevgilime, kamyoncu edasiyla yollar bizim, biz yollarin bakisi attiktan sonra yapacak bir sey yok. Birde Cruz del Sur un VIP koltuklari yok mu keyiften ucuyoruz derken; bir viraj, iki viraj, uc viraj…  Hikayenin gerisini hayal gucunuze birakiyorum. Guzel baslayan yolculuk 10 saatlik ufak bir iskenceye donusse de, totalde 15 saat suren otobus yolculugunun sonunda Cuzco’ya variyoruz. Bitkiniz, birde ustune 3.400 m yukseklik eklenince bedenin neye tepki verecegini sasiriyor tabi. Ama beni en cok o inisli cikisli yollar carpti yukseklik onun yaninda etkisiz eleman. Cuzco’ya varinca sehre soyle bir tepeden bakip, 4 gun sonra geri donmek uzere vedalasip, bizi karsilamaya gelen taksiye atliyoruz. Yok bu virajlarin bitecegi !!! Peru daha ne suprizler hazirladin bana ? Neyse ki soforumuz sabirli. Dura kalka, 2 saatin sonunda Kutsal Vadi’ye ulasiyoruz. Hayatimiza bambaska bir renk katan The Green House ‘un kapilari acildiginda bizi 4 guzel kiz karsiliyor: Kelly (hotelin sahibesi), Lala, Noya, Gracy (ve birbirinden akilli 3 guzel kopegi) diger guzelliklerden habersiz, can havliyle kendimizi odamiza atiyoruz. Sevgili Kelly benim durumun hassasiyetini anlayip hemen mutfakta hazirladigi atistirmalikla kapimizda beliriyor. Ve o anda baslayan arkadasligimiz, hala tum ictenligiyle devam ediyor. Daha bir kac gun once Paris’te bulustugumuz da ayni seyleri soyledik; sen surdurmeyi basarabildigin surece aslinda hic bir uzaklik gercek degil.

As I spent almost half of my life on night buses, deciding long bus trips in Peru wasn’t hard for me. I convinced JB, mission completed; tickets are done. Actually, the VIP seats of the Cruz del Sur looked so comfortable that it was an easy selling point. But there was something that we didn’t plan on; the switchbacks ! The road was so hilly that my little stomach suffered for 10 hours. You can use your imagination to picture the outcome of that, I’ll spare you the details 😉  no, it wasn’t as hilarious as I had thought but finally we arrive to Cuzco after 15 hours. We’re deadbeat. In addition to that our body boggles when 3400 meter altitude makes itself known quickly. But I can say that the switchbacks unexpectedly hit me a lot harder than the altitude. We head directly to the Sacred Valley from Cuzco, where we’ll come back in 4 days. Again the roads… 2 hours until our paradise. Unfortunately, even the beautiful scenery wasn’t enough to calm my stomach down. Thanks to our patient taxi driver, the trip passes “easily”. We arrive to The Green House and 4 beautiful girls welcome us: Kelly (the beautiful owner of this little paradise), Lala, Noya and Gracie (3 friendly dogs of the Green House). Kelly must have understood my situation  so clearly (didn’t eat anything for 2 days) that she emerged in front of our door with her delicious home made bread. And since that moment, our friendship has still been going on. Just a couple of days ago we saw each other in Paris and said: if you really want, you are able to carry on a friendship or relationship regardless of the distance between. 

Duslarimizi aldiktan sonra kendimizi gunese birakiyoruz. Odadan ilk cikan hamaga kuruluyor. Hic bir sey yapmadan saatler geciyor, kendimize geliyoruz. Gunes batiyor… Bir anda etrafta bir hareketlilik… Kopekler etrafta kosusuyor, uzerimize atliyor binbir turlu sirinlikler… Megersem bizleri masaya cagiriyorlarmis. Kelly’nin ellerinden cikma tamamen gunluk, dogal malzemelerle hazirlanan lezzetli mi lezzetli aksam yemegi hazir. Yaklasik 10 kislik buyuk bir aile gibi hep birlikte oturuyoruz uzun masaya. Hikayeler, paylasimlar bitmiyor. En sevdigim saatler, anlar. JB ile yine o unlu bakismalarimizdan birini yasiyoruz “biz iyiyiz burda yahu” der gibi isil isil gozlerimiz. Yemekten sonra sominenin tam karsisindaki genis kanepeye yayiliyoruz. Noya hic yanimizdan ayrilmiyor illa ki koyacak basini dizlerime. Bir sureligine miskin miskin bu mutlu aile tablosunun tadini cikartiyoruz. Gece olup odamiza girdigimizde ise guzel bir supriz bekliyor bizleri; yatagimizin icine konulmus iki adet su torbasi. Ilk once kopekler odayi istila etti sansakta, guzel kalpli Kelly her detayi dusunmus megersem. Sanirim Peru maceramizin en guzel anilarini burada biriktirdik. Eminim bir gun buraya yeniden yolumuz dusecek ve ben o ani iple cekiyor olacagim. Butun guzellikler icin Kelly’e ve arkadas canlisi kizlarina binlerce tesekkurler.

After a hot, relaxing shower, it’s time to let our bodies rest under the sinking sun. The first one who leaves the room grabs the hammock… I’m in it !!! Time passes without doing anything; we come to life. Then, suddenly, I feel a movement around. Dogs surrounded and started to shower us with kisses and love . Kelly interrupted the puppy-love session to invite everyone to the table. The delicious dinner was prepared with daily, fresh ingredients sat waiting for us. Almost 10 people like a big family sharing the table. Such a beautiful moment. Everyone shares their own stories  of travel, life, and adventures. At that point, Jb and I lock eyes as if to say: “we’re so damn fine here”. After the dinner, we settle on the huge coach just in front of the fireplace. Noya never leaves our sides for even a second; her head resting on my legs as she sleeps after a full day of play. The ultimate serenity… The night falls. We’re ready for a well deserved deep sleep. We enter our room unknowing the surprise waiting for us: hot water bottles tucked in between our sheets . At first, the warmth in the bed made me think that the dogs had a little visit to our room, but no actually, lovely Kelly didn’t miss a single detail. So our time at the Green House was a perfect pit stop in Peru and I know one day, we’ll get back there and I can’t wait for that day. Thank you Kelly and the pups for the great memories! 

Harika bir aksamin ardindan yepyeni bir gune haziriz. Odamizdan ciktigimiz anda afallatan manzara karsisinda bir kez daha saygiyla egiliyoruz. Gunesi iliklerimize kadar hissettikten sonra enfes bir kahvaltiya tabi ki de hayir demiyoruz. Sonra aklimdan geciveriyor birden Gunes diyorum ne kadar kutsal, aydinlattigi her yeri ne kadar da guzel kiliyor. Inkalar icin neden bu kadar onemli oldugunu simdi daha iyi anliyorum.

After an amazing sleep, we’re ready for a new day. As soon as we stick out our heads from our room, we’re hit by the dramatic mountain view which wakes us up right then and there. I feel the sun so deeply. Actually, everything it touches becomes bright and beautiful and full of life. Seeing this, I understand why the sun was so important for the Incas. 

Kutsal Vadi’de her seyi yavastan almaya karar verdik. Burasi ordan oraya kosusturmayi, durup etrafina bakmadan her seyi hizlica tuketmeyi haketmeyen bir yer. Ilk duragimiz Ollantaytambo kasabasi. Inkalarla ilk tanismamiz. Ollantaytambo’yu ihtisami oldugu kadar hikayesi de ozel kiliyor. Inkalarin yonetim merkezi burasi. Ayni zamanda Amazonlar icin gecis kapisi. Ispanyol istilasi sirasinda, o donemin unlu lideri Manca’nin elinde kalan tek guclu kalesi. Bugun ise Inca Trail’in en onemli baslangic noktalarindan biri. Yok gunlerce tirmanmak bana gore degil dersen de tren istasyonu asagida seni bekler. Biz tembeller gibi bir kac gun oncesinden hem kalintilari ziyaret edebilirsin hem de gelmisken Machu Picchu maceran icin ilk adimi atip Peru Rail satis noktasindan da Aguas Calientes’e gidecek olan trenin biletlerini alabilirsin.

We decided to keep everything easy in the Sacred Valley. This place doesn’t deserve rushing. So, our first step is Ollantaytambo and our first meeting with Incas. Not only its glory, but also its history makes this place special. Ollantaytambo is the former Inca administrative center and gateway to the Amazon corner of the Inca Empire. At the time of the Spanish invasion and conquest of Peru, this place served as the last stronghold for Manco , leader of the Inca resistance at the time. Today, it’s the most common starting point for the famous Inca Trail. It’s also a frequented attraction as many lazy tourists catch the train to Aguas Calientes from there. 

Ollantaytambo’da Inkalarla ilk tanismamiz nefes kesiciydi. Fakat her seyahatte biraz olsun turistlerden kacip, ulkenin kalbini, ruhunu hissetmek icin kendimize biraz izin veriyoruz, zaman bizim icin bir kac saatligine bile olsa duruyor. Iste Kutsal Vadi bu anlari yasamaniz icin bicilmis kaftan. Peru’nun kalbi aslinda 3500 metre yukseklikteki bu cennette atiyor. Buraya ilk adim attigimizdan itibaren gozumuz hep en yukarilardaydi, Quechualarin kutsal daglari Apularda. Arabaya atladigimiz gibi, Kutsal Vadi’nin kutsal daglarinda Inkalarin izine dusuyoruz. Gozlerimizin onundeki manzara o kadar buyuleyici ki, bu yolculuk bir kac gun daha surse hayir demiyecegimiz kesin.

Our first meeting with Inca civilisation in Ollantaytambo was breathtaking. But while travelling, we always try to spare time for ourselves apart from the tourists to soak in the culture. Stopping the time, even for a few moments, is so important. So the Sacred Valley is the best place to do that. Peru’s heart is beating hard at 3500 meters altitude. Since we arrived, our mind has been always up there with the Apus (the Quechua word for the sacred mountains). As soon as we find the driver, we wind back through the Andes ! The view is so spectacular that, we’re ok if our journey takes a couple of days more. 

Bir saat sonra, gozumuzun manzaraya doydugu, dolanbacli ama enfes yollardan gectikten sonra Maras denilen bir koyde duruyoruz. Ahali meydana toplanmis, etrafta bir senlik havasi… Once ozel bir gun mu acaba diye aklimdan gecse de anin guzelligini bozmamak icin daha fazla sorgulamiyorum. Herkes mutlu, bambaska bir yerdeyiz. Kendimi ilk defa disimla, icimle  bir yere yabanci hissediyorum. Kadinlar bakislarini benden ayirmadan gulusmelere devam ediyorlar. Kiligim kiyafetim ben burdan degilim diye bagirsa da, hemen iclerine giriyorum. Yarim Ispanyolcamla resimlerini cekmek istedigimi soyluyorum, baslariyla onay verirken hala gulusmeye devam ediyorlar. On an disaridan ne kadar farkli gorunsekte, biz kadinlar arasinda gecen o sihirli, guzel ani yine biz kadinlar hissettik. Muhtemelen bir daha gormeyecegim bu guzel insanlarla vedalasip, koyun iclerine dogru ilerliyoruz. Arada bir kaybolsakta her kosebasindan cikan bambaska bir dunyanin insanlariyla, cocuklariyla, hayvanlariyla karsilasmaktan o kadar memnunuz ki bunu bir oyuna donusturuyoruz. Ama zaman cok aceleci, ne olursa olsun durmak bilmiyor. Gunes uykuya dalmadan gorulecek yerler var. Bu guzel koyden elimden geldigi kadar cok aniyi kameramda hapsedip olumsuzlestirdikten sonra yola devam ediyoruz. Hava soguk ama umrumda degil. Hayatta en sevdigim seylerden birini yapiyorum; arabanin camindan kollarimi cikartiyorum, yasadigim anin, huzurun gercekligini kanitlamak istercesine sogugu hissediyorum.

One hour later, we find ourself in a cute village called Maras at 3500 meters above sea level. There is a crowd at the main square. Everybody was in their traditional outfits. Even though at the beginning I thought that they must be celebrating something, I think it’s one of  their ritual meetings with their daily outfits. I  stop questioning and just enjoy the moment. Everybody is happy and it is definitely another world here. For the first time in my life, I felt that I’m a stranger in my travels. The women gang nailed their eyes at me and were constantly giggling that I, too, start to smile with them and ask with my half Spanish if I can photograph them. While giving the approval, they were still continuing laughing. It was such a lovely moment between us women. I say goodbye to these cheerful people who i probably won’t see again in my life and walk through to the interior of the village. Sometimes we lose our way but we’re so happy to bump into the locals, children and animals of this village that we decide to turn it into a game. Unfortunately the time is hasty. Whatever we do, it doesn’t stop. Before the sun goes to sleep, there are still many things to see.  So, I’m doing my best to store as many of the memories as possible in my camera and  we hit the road. It’s cold outside, but I don’t care. I open the window and stretch out my arms as if I’m searching some proof of my existence. The unbearable lightness of being…

Yaklasik yarim saat sonra Moray kalintilarinda ara veriyoruz. Ulasimi cok kolay olmadigi icin kalabaliklarla paylasacaginiz bir yer degil. Ama Inkalarin teras tarimi teknigini bir baska sekilde deneyimlemek isterseniz en dogru yer. Her katta farkli urunler yetirtirebilsinler diye, teraslari aralarinda 1 derece isi farki olacak sekilde insa ediyorlar. Tam anlamiyla “nefes kesici”! Yani cigerlerimizi ve hareketlerimizi kisitlayan tek faktor yukseklik degil. Bulundugumuz noktanin muhtesemliginin de fazlasiyla etkisi var; en tepede,  karli, buzlu daglar karsinda… Burasi gercekten kutsal oldugu kadar cok ozel bir yer.

About 30-40 min later we arrive to the Moray terraces. As it’s not easily reachable, it’s not a kind of place you’ll share with crowds. It’s the right place to get a sense of the form of agricultural terracing used by the Inca. The most unforgettable thing for me was their knowledge that if they spaced the terraces out correctly then each terrace was 1 degree different to the next terrace so they could grow different foods depending on the  differing temperatures. It is literally a “breathtaking” place. I mean, the only factor limiting our actions and breath isn’t only the altitude but also mind blowing view; high up in the mountains, facing the glaciers in the distance, the terraces at Moray are so sacred and special.

Donus yolunda,  Salinas de Maras’i goruyorum tepeden. Bir vadinin ortasinda binlerce tuz havuzu.  Varligi Inka uygarligi oncesine, Isa’dan sonra 200-900 yillarina dayaniyor. Ziyaretiniz sirasinda lokal halkin tuzlalarda calismaya devam ettigini goreceksiniz. Iki dagin arasinda kalmis muhtesem bir vadi. Gunesin en guzel saatinde, havuzlarin uzerinde yarattigi yansima ise kesinlikle gorulmeye deger.

On the way back I see Salinas de Maras from above. Thousands of salt ponds are assumed to be established in pre-inca times (AC 200-900). You can still see the locals actively working during your visit. It’s an amazing view between two mountains. Especially the reflections on the ponds created by the afternoon light makes it more than worth seeing. So, where does salt come from? The seasalt was locked into the rocks when tectonic plates, pushed up by the seabed, formed the Andes. Today the salt is filtered out through a thin spring. Before you leave don’t forget to put your fingers in the stream and lick it 🙂 just to make sure.  

Kutsal Vadi de yapabilecekleriniz sadece bunlarla sinirli degil tabi ki:

  • Urubamba’da bulunan Kampu restoraninin sefi Eduaardo Quevod ile Peru mutfaginin lezzettlerini kesfedebilirsiniz.
  • And daglarinin muhtesem manarasini karsiniza alip yamac parasutu yapabilirsiniz. http://www.sayaq-sege.com
  • Yada ayni sekilde zip line icin su adrese alalim http://www.naturavive.com
  • Artizanal bira severim diyarsaniz Kutsal Vadi’nin en unlu, isinin ehli lokal, bira fabrikasini ziyret etmeden ayrilmayin. Uzun bir yuruyusten sonra ilac gibi geliyor demedi demeyin. http://www,cerverceriadelvalle.com
  • Her seyi bir kenara birakip ic dunyanizda  kesfe mi cikmak istiyorsunuz (tam bir reklam metni yazari gibi oldu:) tedavi edici bitkilerin eslik ettigi seremonilere katilmak isterseniz Kutsal Vadi tam yeri  http://www.ubuntuayni.com
  • Tabi ki elimiz bos donmeyecegiz. Peru’nun unlu seramik sanatcisi Pablo Seminario’nun Urubamba’daki guzelim sanat atolyesine ugramadan, bir kac kap kacak cantaya atmadan donmeyin sakin. http://www.ceramicaseminario.com
  • Son olarak, etrafi kesfetmek icin illa da rehbere ihtiyaciniz yok. Kutsal Vadi o kadar ozel bir yer ki, hani rastgele ama bir yandan da cekinerek girdiginiz yolun sonunda sizi devasa bir selale bekliyor olabilir. Burada surprizlere hazir olun ve kendinizi sadece doganin guclu ellerine birakin.

There is so much more to see in the Sacred Valley . Such as: 

  • Fun and educational cooking classes with Eduardo Quevod, chef of Kampu restaurant in Urubamba.
  • Paraglide with spectacular views of the Andes mountains http://www.sayaq-sege.com
  • Zip line down mountain faces with http://www.naturavive.com
  • For lovers of artisanal craft beers check out the local brewery, with international master brewers, after a long hike http://www.cerveceriadelvalle.com
  • Tap into your inner world with medicinal plant ceremonies http://www.ubuntuayni.com
  • Many hikes are around with or without a guide at varying levels of difficulties.
  • Lastly if you want to bring a nice souvenir with you, don’t forget to call on the gallery of well-known Peruvian ceramic artist Pablo Seminario http://www.ceramicaseminario.com

 © 2016 Ezgi Kocager Herrera all rights reserved

4 thoughts on “Sacred Voyage

  1. Ezgicim, bayıldımm! O kadar zaman oldu ki blogunu ziyaret etmeyeli. Yazılarını özlemişim gercekten. Fotograflar o kadar icimi kıpırdattı ki ısınlanmak istedim. Machu Picchu görmek istedigim yerler listesinde ilk 3’te idi. Sayende gitmiş kadar oldum, güzel de notlar aldım. Umarım gidecek olursam faydalanacagım.

    Like

    1. Tatlim benim ne mutlu oldum yazdigini gorunce. Keske vaktim olsa da degir postlari da yazabilsem bir an once. Umarim en kisa zamanda gidersin tatlim ama suanda dunyanin en guzel kesfini yapiyorsun tadini cikart guzel anne 🙂

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s